27 Ocak 2015 Salı

Gezmek..



       Seyahat; kimi için zevkli, eğlenceli,  keyifli.. kimi içinde bir eziyet olabiliyor kimi zaman. Oysaki hava değişimi yada mekan değişikliği herkese iyi gelmeli bence. Seyahati sevmeyenleri  anlamıyorum, çünkü gezmeyi eğlenmeyi seven biriyim, yeter ki ortam keyifli olsun, değmeyin keyfime o zaman. Bu zamana kadar Macaristan, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Almanya ve İsviçre' ye gittim. Hepside çok muhteşem gezilerdi değişik insanlar tanımak, tarihi yerleri görmek, değişik kültürleri öğrenmek ve kısa sürede olsa o kültürde yaşamak çok keyifli.

     Her gittiğim yerden de çeşitli hediyeler alıp sevdiklerini sevindirmenin de keyifi hiç bir şeye değişilmez bence. Birde bu gezilerden keyif almayanlar var, onlar bence rahatları bozulduğu için yada belli kalıplara kendilerini sıkıştırdıkları için en ufak bir farklılık onları rahatsız ediyor boş yere. Oysa hayat öyle kısa ki, çabucak akıp gidiyor, elinde imkanın varsa gezip görmeli ve tanımalı, gezmeli. Tabi birde bu gezilerin maddi boyutu var,  istemesek de sevmesek de en önemli ve en gerekli yerini tutuyor, keşke her şey çok çok kolay olsa.. kolayca her yere geçebilsek kuşlar gibi ama her şey gelip o kağıt parçasına takılıyor.

     Hayat her şeye rağmen yaşamaya değer bence, yurt dışı olmasa da, ülkemin de çok gezilecek yerleri var,tanınması gereken çok kültürü var bünyesinde çok şükür. Bu bizim ülkemiz için büyük bir nimet bence mesela  iki kıtayı birbirine bağlayan bir ülke büyüklüğünde ilimiz var. İstanbul; ihtişamı, tarihi, yapıları, doğal güzelliği ile eşi benzeri olmayan bir ilimiz,  hatta dünya başkenti bence.. her yerden önce  orayı gezip tanımalı keşfetmeli bence vakit kaybetmeden..

       Uzun lafın kısası, fırsat buldukça gezin kafanızı dağıtın, çünkü hayatın hızını ancak o zaman bir nebze yakalayabilirsiniz...  sicilia İtaly

21 Ocak 2015 Çarşamba

cinsellik tabu..




     Cinsellik; hala tabu olan bir kelime toplumumuz da, için açmak istesen, ya sapık oluyorsun yada başka konu mu kalmadı oluyor oysa ki hayatımızda ki önemli ve konuşulması,tartışılması gereken bir konu. Bu konu aile de başlar diyorlar ama  hepimize küçüklüğümüzden beri öğretilen: kızım hanım hanımcık otur, eteğini açma ayıp, yada erkekler le oynama bakıyım gel eve ; erkekler içinde otur bakıyım adam gibi, kızların yanına gitme, git bakıyım erkeklerin yanına futbol oynayın gibi.. ama tabi ki yaş ilerleyince erkekler daha özgür olmaya başlıyor artık her şeyine karışılmıyor, erkektir yapar o deniliyor, oysa kızlar hep koruma altındadır belkide doğru olan bu kızlar için ama limiti ve sınırı çok katı çizen aileler var, her şeye rağmen, buda o gencin büyürken ve yetişkin safhasında sorunlar yaşamasına neden oluyor...

    İçinde bastırmış olduğu duyguları dışarı bırakmaya başlıyor. İsteyerek veya istemeyerek de olsa.. Her iki tarafta nasıl davranacağını, nasıl yaklaşacağını bilmiyor. Tabi bu söylediğim kişiler küçükken baskı altında yaşayanlar, kimileri de var ki: daha ortaokul çağında başlıyor aşk yaşamaya yada cinsel deneyim yaşamaya. Böyle tipler artık bazı şeyleri aşmış oluyorlar her konuda öz güvenleri erken yerine geliyor, daha sağlam basıyorlar yere, daha güzel bir cinsel hayatları oluyor ilerleyen yaşlarda. Şimdiden ortaokulda  cinsel hayat mı olurmuş dediğinizi duyar gibiyim.. ama unutmayalım ki ülkemizde hala çocuk gelinler gerçeği var ve bunların sayısı 3-5 tanede değil, onlarca, kaldı ki bir tanesi bile küçük yaşta  yani ortaokul cağında o deneyimi yaşamaya yada evlenmeye maruz kalmamalı..  inş. engel olmak için çaba sarf ediliyordur. 

    Sonuç olarak cinsel hayatı tabu olmaktan çıkarmalı ve tartışmalı, öğrenmeliyiz. Ayıp, günah diye diye.. herkes herkesten korkar çekinir olmuş yada yaşayan da toplum baskısından kurtulamaz olmuş. Doyasıya yaşayanlar küçük bir mutlu azınlık..

15 Ocak 2015 Perşembe

Boşluk...



       Boşluk.. çok derin bir anlamı var bence hem içimizdeki boşluk, hemde hayatımızda ve çevremizde yaşadığımız boşluk, içimizdeki boşluğu doldurmak yada derdimize çare bulmak tek başına biraz zor olabiliyor, illa bir dost yada arkadaşın yardımı gerek ama buna gerek duymadan bunu başarabilenler de şanslı kişiler bence bu hayatta.. çünkü iç dünyadaki olayları kolay kolay atlatmak yada doldurmak gerçekten meziyet istiyor..

       Çevremizdeki;  boşluğu doldurmakta,  insanın sosyalleşmesine bağlı. Sen kendini ne kadar geliştirir, yeni ufuklara pencereni açarsan o derece mutlu ve huzurlu olursun, tabi  bu kimi zaman ters de tepebiliyor, çok sosyalleşmek bir süre sonra insanın iç dünyasını iyice bunaltıp her şeyden  biranda sıkılma hissi getirebiliyor ki, o zaman her şeyden kaçıp, bir köye yerleşmek kaçınılmaz son oluyor.. demek ki her şeyi kıvamında tadında yapmak, yaşamak gerek bu hayatta; ne kendini soyutlayıp izole edeceksin her şeyden, herkesten nede çok çok abartıp her yerde, her şeyde bulunmaya çabalıyacaksın..

        Sevdiğin,anlaştığın,kişiler yada olayların içinde bulunmak, hem huzur hemde mutluluk getiriyor ve hayattan zevk alıyorsun çünkü yaşamak hayattan keyif alınca güzel...  yoksa dere kenarında taş olarak yaşar üstüne bir kuş konmasını bekleyerek yaşlanır giderdik...

12 Ocak 2015 Pazartesi

sevimli kış..







               Kış ayını:  kimisi çok sever,kimiside hiç haz etmez.. oysa  hava soğuk olmasına rağmen gayet romantik ortamların oluşması için güzel bir ortamdır kış aslında, hele ki birde kar yağdıysa ortamı ısıtmak için soba yada şömine hemen devreye girer ve kışın dost sohbetleri daha sıcak ve içten olur çünkü, içeride oturanlar bilir ki dışarısı soğuk ve hiç bir şey dostların sıcak,içten sohbeti gibi ısıtmaz insanın içini, ve keyifli bir oyun yada, güzel bir film ve sıcak bir müzik her şeyi daha tatlı hale getirir.. tabiki de kışın başka bir eğlencesi de kardan amcayı yapmaktır..
               
              Şişko bir kardan amca yapıp; gözlerine kömür, burnuna havuç takınca, kafasına da bir şapka yerleştirdin  mi, alsana çok sevimli bir kardan amca, tek kötü yanı sarılınca üşütmesi, o yüzden fazla sarılmayın derim yakın temas kurmadan, kalpten sevilmelik kardan amcamız.. :) tabi güneş çıkana kadar ömrü de,  gönül ister daha uzun süre yaşasın ama mukkaderat.. artık başka kışı ve kar yağışını beklemek gerek..

             Her şeye rağmen;  kış ayı herkesi büyüler ve sevindirir yeter ki hayattan zevk almayı bilin...

9 Ocak 2015 Cuma

Biraz Saygı,İçtenlik..

    Değer vermek,saygı göstermek, içten olmak.. çok zor bir şey mi ve ben zor olanı mı başarıyorum acaba, çünkü ben uzun zamandır tanıdığım sevdiğim birine kardeşim yada kuzenim gibi yaklaşmayı,değer vermeyi severim onun kırılmaması için çabalar, mutlu olmasın için uğraşırım çünkü bilirim ki o kişi gerçekten beni seviyor ve değer veriyordur; onun için  her ne olursa olsun yapmaktan yada söylemekten yorulmam, erinmem çünkü doğamda yok benim yaa..
    
     Böyle yetişmedim, değişemem de, böyle olanlarda değişmesin mümkünse çünkü hayat acımasızlara yada kalbi kötülere kalmasın mümkünse, her şeyi mübah gören ; saygıyı, sevgiyi, anlayışı yok sayan kişiler çoğaldığı müddetce..  ne mutlu olur insanlık nede her şey yolunda gider..

     Bazılarınız belki bana kızacak:  yada ulen ne saf ,  salak bir insanmış diyeceksiniz; her şeyin yalan dolan olduğu, paranın her kapıyı sonun kadar açtığı, aldatmanın ve yalanın normal bir şey olduğu garip karşılanmadığı bir dünyada sen kalkmış burada haricden gazel okuyorsun diyceksiniz.. haklısnız da belki ama bence doğru olan bu.. doğru, dürüst olmak, saygı göstermek ve içtenlikten ayrılmamak, çünkü kalbin huzura ve sevgiye ihtiyacı var; kin, öfke, nefret yerine..

6 Ocak 2015 Salı

babalar..

     Babalar: kimi zaman huysuz, kimi zaman pinti, kimi zaman kavgacı oluyorlar... ama her zaman onlar haklı ve doğru da oluyorlar, bazen bunların hepsi doğru , çünkü onların tek amacı bizim iyiliğimizi istemek ve tek amaçları da bizi korumak ama bunu yaparken kimi zaman bize ve çevresindekilere ters davranıyorlar,buda huylarında var bence.. kızlar için baba ilk ve son aşk dır ve yaslanacak tek omuz dur, ağlayınca ama hangi kıza sorsan çoğunun babası ile arası iyi değildir :)) olsun yinede sevilir işte baba.. erkekler içinse baba: kimi zaman bir futbol kankası, kimi zamanda bir ağbi kardeş ve kızlara oranla erkekler babayla daha az anlaşır gibi, çünkü erkeklerin asi yapısı babaların sert yada duygusal mizacı ile uyuşmaz.. benim canım babama sıra gelecek olursa: aksidir,huysuzdur kimi zaman ama bana bu yaşıma kadar bir fiske vurmamış dır, aslında huyuna gidildiğinde de gayet bonkör ve eğlencelidir canım babam ama babamın en çok şakacı ve sıcakkanlı tavrını beğeniyorum, insanlarla hemen iletişim kurabilen, espri yapan bir babam var benim karşısındaki insan hemen gülmeye başlar ve yanında asla sıkılmaz.. kısacası her baba özel ve değerlidir sevsek de kızsak da onlar bizim bir parçamız ve canımız onlar hep yanımızda çevremizde olsun.. 

3 Ocak 2015 Cumartesi

Geçmiş...

    Geçmişi unutmadan yaşıyoruz hala, saplantı haline getiriyoruz çünkü içimizde geçmişi ; bunlar ya bir sevgili yada hayatımızda esir kalan bazı konular oysa geçmişi silmek çok kolay, yeni şeylere içten ve sıcakkanlı yaklaşılırsa geçmişte sildiğimiz her şey geride kalacaktır, bunlar için zamanda var şans da sakın zamanım yok diye yakınmayın yada geçmişten kopamıyorum demeyin, ileriyi göremeyen görmek istemeyen sadece nefes alan canlı cenaze gibidir bence ve buda çok iğrenç bir durum, bu moddan çıkmak da çok zor olmasa gerek, çünkü ben hiç geçmişte kalmamaya çalışırım unuturum, unutmaya çalışırım çünkü hayattan zevk almayı,yaşamayı seviyorum, önümdeki günleri, ayları, seneleri merak ediyorum,  mutlu şekilde yaşamak umut içinde yaşamak tek amaç olmalı bence..
    Gelecek hakkında umut içerisinde olmak,hayaller kurmak gerekli çünkü yaşamak için, geçmiş senin içini kemiren bir kemirgen gibidir, yada içinde çok sıkılmış bir kötü ruh ; ona teslim olmamak, direnmek senin elinde sakın kendini bırakma, ona teslim etme kendini hayatını yaşa, bak keyfine önündeki gelecek belki kötü geçecek ama geçmişteki kötü anılardan daha kötü olamaz kesin, bunu sakın unutma ve sadece geçmişteki iyi şeyleri hatırla ki, nefes almanın keyfini çıkarasın..

2 Ocak 2015 Cuma

İnat..

    Bir inadı, bir ön yargıyı kırmak kadar zor bir şey yok şu hayatta yaa, ben kin tutmadığım için, herkese eşit ölçüde yaklaşıp,sevmeye çalıştığım için inadım da yok sanırım, o yüzden inat sahibi olanları da inanın ki anlamıyorum ya, neyin kini yada inadını yaşıyorsunuz kafanızda, şu üç günlük dünyada her şey affedilebilir olmalı, durum çok extrem bir durum olmadığı sürece, en azından ben öyle yapıyorum çünkü hayat  o zaman çekilir hale geliyor,eğer içinde kin,inat tutarsan git gide yalnızlaşırsın farkında olmadan çevrende bir Allah ın kulu kalmaz ve böyle bir duruma düşmek çok kötü bir şey, her şeyi tolere etmeyi başarmalı bence bir insan..     Ön yargıya gelince herkesi insan olduğu için sevip değer vermeli bence,kimsenin dini,siyasi düşüncesi; tipi, karakter yapısı aşağılayıcı bir şekilde yargılanmamalı çünkü bu çok onur kırıcı bir şey, herkesi sevmeye çalışmak, değer vermek bu kadar mı zor bir şey yaa.. inanın kafam almıyor,yoksa ben mi yanlış yapıyorum bazı şeyleri.. sevmek,mutlu olmak için gelmişiz dünya ya ama bizim yaptığımız şeyler; kin,nefret, yalan,dolan, hile,aldatma, ön yargı.. çünkü o zaman mutlu olduğumuzu zannediyoruz..