23 Şubat 2015 Pazartesi

komşuculuk..



     Komşuluk: öldü mü be gülüm.. belkide öldü evet, artık bahçeli evlerin sayısı git gide azalıyor ve eski sokak kültürü de çoktan kayboldu bile, kutu gibi yüksek yüksek blokların içine sıkışmış insanlar topluluğuyuz ne yazık ki..  hatta bundan gurur duyup sevinenler bile var ya, akıl alır gibi değil. Oysa başı sıkışınca ilk yardım isteyeceği yan komşusu olacak ama daha adını bile bilmiyordur, nasıl yardım isteyecek şaşkın..

     Eskide kaldı; milletin birbirine yardım ettiği dönemler, bir aile gibi yaşamak, birbirinin evine girip çıkmak, mutfakta birlikte zaman geçirmek... oysa bunların hepsi ne kadar içten ve sıcak davranışlar, hareketler insan özlem ile anıyor sadece artık. Belki tek tük de olsa vardır ama sayıları azımsanacak kadar az ve nadir. Tıpkı nesli tükenmek üzere gibi.

    Atalarımız ne güzel dillendirmiş oysa zamanında: '' Ev alma komşu al diye.. '' bu sözü dinlemeliyiz bence, ve sevdiğimiz değer verdiğimiz kişiler olmalı komşularımız. Başta da dediğim gibi ne zaman bir sorun olsa ilk yardıma koşacak kişidir komşu.. 

10 Şubat 2015 Salı

kıvırcık saçlı..



  

    Kıvırcık saçlı kızlar; bu kadar güzel, bu kadar etkileyici, bu kadar zarif olmak zorundalar mı acaba ya. Her halleri güzel oluyor tek kelimeyle, bence onları bütün bayanlardan ayırmak lazım: daha zeki, daha başarılı, daha sevecen, daha romantik oluyorlar. Bu yaşıma kadar tanıdığım her kıvırcık saçlı kızlar böyleydi valla, tecrübe ile sabit yani...

     Hele birde kıvırcık saçlı kız esmer ise.. :))  benim için tam evlenme adayı olacak bir hatun yani :))

    İşin özü kıvırcık saçlı kızları üzmeyelim, değer verelim. Tabi bu işin şakası bütün kadınlara hakketiği değeri verip, el üstünde tutmalıyız çünkü hepsi bir anne adayı...

8 Şubat 2015 Pazar

Hiç..




    Hiç duygusu; insanın yer bitirir, ben hiçim aslında, kimse sevmiyor, anlamıyor beni, söylediklerim duyulmuyor, yaptıklarım görünmüyor. Oysaki bu düşünceyi kendi kendimize kafamızda kurarak yapıyoruz, kafamız kalbimiz rahat olsa, bunları düşünmeyecek hayata daha pozitif bakacağız ama biz zor olanı seçiyor kendimize işkence çektiriyoruz, istemeden yada isteyerek.

     Aslında kimseye hakketiğinden fazla değer vermeyeceksin, çünkü zamanla o değer ego ya dönüşüyor ve değer verdiğin kişi kendini öyle mükemmel görüyor ki seni bile beğenmemeye başlıyor, yeri geliyor dalga geçiyor oysa sen onu sevdin, ilgi gösterdin, yardımcı oldun ama hayat işte kimi zaman keyifli olsa da kimi zamanda sana oyunlar oynuyor..

     Kısacası hiç duygusu herkes de mevcut ve hayattan yenilen çalımlarda ortak. Sen burda kendini duygularına teslim etmemeyi öğrenmelisin, duyguların seni teslim aldığı an,  işte çekilmez biri oluyorsun, hayatı olduğu gibi yaşayıp, her şeye gülüp geçmeyi başarmalısın çünkü keyifli olmak için çabalayınca olmuyor yahu..

2 Şubat 2015 Pazartesi

yağmur..




          Yağmur kimisi için romantizm, kimi için tarlasına su, kimisi için de  işkence, aslında  herkese ucundan da olsa bir yararı var :) benim içinse yağmur tabi kide romantizm çünkü sevgiliyle çiseleyen yağmur altında yürümek, onun gözlerine bakıp sevgi cümleleri kurmak.. her şeyden daha etkilidir, söylemedi demeyin :), yağmurun aşk üzerindeki etkisi yatsınamaz yani.. bide sevmeyenler var tabi, ıslanmayı sevmeyenler, üstü başı çamur oluyor diye hoşlanmayanlar falan.. bunlar hiç bir şeyden zevk almayan kişiler bence.. çünkü her şey yaşama dair her andan mutlu olmayı başarmalıyız, en azından çabalamalıyız her şeye rağmen...

         

27 Ocak 2015 Salı

Gezmek..



       Seyahat; kimi için zevkli, eğlenceli,  keyifli.. kimi içinde bir eziyet olabiliyor kimi zaman. Oysaki hava değişimi yada mekan değişikliği herkese iyi gelmeli bence. Seyahati sevmeyenleri  anlamıyorum, çünkü gezmeyi eğlenmeyi seven biriyim, yeter ki ortam keyifli olsun, değmeyin keyfime o zaman. Bu zamana kadar Macaristan, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Almanya ve İsviçre' ye gittim. Hepside çok muhteşem gezilerdi değişik insanlar tanımak, tarihi yerleri görmek, değişik kültürleri öğrenmek ve kısa sürede olsa o kültürde yaşamak çok keyifli.

     Her gittiğim yerden de çeşitli hediyeler alıp sevdiklerini sevindirmenin de keyifi hiç bir şeye değişilmez bence. Birde bu gezilerden keyif almayanlar var, onlar bence rahatları bozulduğu için yada belli kalıplara kendilerini sıkıştırdıkları için en ufak bir farklılık onları rahatsız ediyor boş yere. Oysa hayat öyle kısa ki, çabucak akıp gidiyor, elinde imkanın varsa gezip görmeli ve tanımalı, gezmeli. Tabi birde bu gezilerin maddi boyutu var,  istemesek de sevmesek de en önemli ve en gerekli yerini tutuyor, keşke her şey çok çok kolay olsa.. kolayca her yere geçebilsek kuşlar gibi ama her şey gelip o kağıt parçasına takılıyor.

     Hayat her şeye rağmen yaşamaya değer bence, yurt dışı olmasa da, ülkemin de çok gezilecek yerleri var,tanınması gereken çok kültürü var bünyesinde çok şükür. Bu bizim ülkemiz için büyük bir nimet bence mesela  iki kıtayı birbirine bağlayan bir ülke büyüklüğünde ilimiz var. İstanbul; ihtişamı, tarihi, yapıları, doğal güzelliği ile eşi benzeri olmayan bir ilimiz,  hatta dünya başkenti bence.. her yerden önce  orayı gezip tanımalı keşfetmeli bence vakit kaybetmeden..

       Uzun lafın kısası, fırsat buldukça gezin kafanızı dağıtın, çünkü hayatın hızını ancak o zaman bir nebze yakalayabilirsiniz...  sicilia İtaly

21 Ocak 2015 Çarşamba

cinsellik tabu..




     Cinsellik; hala tabu olan bir kelime toplumumuz da, için açmak istesen, ya sapık oluyorsun yada başka konu mu kalmadı oluyor oysa ki hayatımızda ki önemli ve konuşulması,tartışılması gereken bir konu. Bu konu aile de başlar diyorlar ama  hepimize küçüklüğümüzden beri öğretilen: kızım hanım hanımcık otur, eteğini açma ayıp, yada erkekler le oynama bakıyım gel eve ; erkekler içinde otur bakıyım adam gibi, kızların yanına gitme, git bakıyım erkeklerin yanına futbol oynayın gibi.. ama tabi ki yaş ilerleyince erkekler daha özgür olmaya başlıyor artık her şeyine karışılmıyor, erkektir yapar o deniliyor, oysa kızlar hep koruma altındadır belkide doğru olan bu kızlar için ama limiti ve sınırı çok katı çizen aileler var, her şeye rağmen, buda o gencin büyürken ve yetişkin safhasında sorunlar yaşamasına neden oluyor...

    İçinde bastırmış olduğu duyguları dışarı bırakmaya başlıyor. İsteyerek veya istemeyerek de olsa.. Her iki tarafta nasıl davranacağını, nasıl yaklaşacağını bilmiyor. Tabi bu söylediğim kişiler küçükken baskı altında yaşayanlar, kimileri de var ki: daha ortaokul çağında başlıyor aşk yaşamaya yada cinsel deneyim yaşamaya. Böyle tipler artık bazı şeyleri aşmış oluyorlar her konuda öz güvenleri erken yerine geliyor, daha sağlam basıyorlar yere, daha güzel bir cinsel hayatları oluyor ilerleyen yaşlarda. Şimdiden ortaokulda  cinsel hayat mı olurmuş dediğinizi duyar gibiyim.. ama unutmayalım ki ülkemizde hala çocuk gelinler gerçeği var ve bunların sayısı 3-5 tanede değil, onlarca, kaldı ki bir tanesi bile küçük yaşta  yani ortaokul cağında o deneyimi yaşamaya yada evlenmeye maruz kalmamalı..  inş. engel olmak için çaba sarf ediliyordur. 

    Sonuç olarak cinsel hayatı tabu olmaktan çıkarmalı ve tartışmalı, öğrenmeliyiz. Ayıp, günah diye diye.. herkes herkesten korkar çekinir olmuş yada yaşayan da toplum baskısından kurtulamaz olmuş. Doyasıya yaşayanlar küçük bir mutlu azınlık..

15 Ocak 2015 Perşembe

Boşluk...



       Boşluk.. çok derin bir anlamı var bence hem içimizdeki boşluk, hemde hayatımızda ve çevremizde yaşadığımız boşluk, içimizdeki boşluğu doldurmak yada derdimize çare bulmak tek başına biraz zor olabiliyor, illa bir dost yada arkadaşın yardımı gerek ama buna gerek duymadan bunu başarabilenler de şanslı kişiler bence bu hayatta.. çünkü iç dünyadaki olayları kolay kolay atlatmak yada doldurmak gerçekten meziyet istiyor..

       Çevremizdeki;  boşluğu doldurmakta,  insanın sosyalleşmesine bağlı. Sen kendini ne kadar geliştirir, yeni ufuklara pencereni açarsan o derece mutlu ve huzurlu olursun, tabi  bu kimi zaman ters de tepebiliyor, çok sosyalleşmek bir süre sonra insanın iç dünyasını iyice bunaltıp her şeyden  biranda sıkılma hissi getirebiliyor ki, o zaman her şeyden kaçıp, bir köye yerleşmek kaçınılmaz son oluyor.. demek ki her şeyi kıvamında tadında yapmak, yaşamak gerek bu hayatta; ne kendini soyutlayıp izole edeceksin her şeyden, herkesten nede çok çok abartıp her yerde, her şeyde bulunmaya çabalıyacaksın..

        Sevdiğin,anlaştığın,kişiler yada olayların içinde bulunmak, hem huzur hemde mutluluk getiriyor ve hayattan zevk alıyorsun çünkü yaşamak hayattan keyif alınca güzel...  yoksa dere kenarında taş olarak yaşar üstüne bir kuş konmasını bekleyerek yaşlanır giderdik...